yazmak için okumak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yazmak için okumak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Ocak 2025 Pazartesi

Körlük

Portekizli yazar, şair, oyun yazarı ve gazeteci, José Saramago'nun Körlük romanı onun en önemli eserlerinden biridir. Bu alegorik roman altı saatte okunabilir. Ancak karakterlerin isimsiz olup sıfatlarla yazılması ağır bir tempoda ilerlediğini düşündürebilir. Tanıtılmayan karakterlerin günün birinde ansızın "beyaz felaket" salgınına yakalanarak kör olmalarını konu eden bu kitapta tüm dünya kör olmuşken nedeni bilinmeyen bir şekilde görebilen bir kadın karakterin gözüyle görmüş oluyoruz.

 İnsanların hayatın olağan akışında teker teker görememesiyle başlayan bu hikaye, zamanla tüm toplumu esir alan bir “Körlük” salgınına dönüşüyor. Devlet salgına yakalanan "hastaları" bir akıl hastanesinde karantinaya alarak bu salgını önlemeye çalışıyor. Salgın dalga dalga tüm ülkeye yayıldıkça karantinaya alınanların sayısı artıyor ve  toplumda kaos ortamı başlıyorRomanda toplumsal sorunlar, salgın üzerinden ele alınırken bu sorunlar eserle birlikte gün yüzüne çıkıyor. Karantina sürecindeki insanların yaşadıkları ve zaman kavramının yok oluşu oldukça çarpıcı. Toplumun  duyarsızlığını, bir salgın üzerinden ele alarak bürokrasi, militarizm, ahlaki çöküş, kaos ve böyle durumlarda ortaya çıkan çetelerle karantinadaki insanların açlıkla imtihanı ve ahlaki değerlerde erozyon çarpıcı şekilde verilmiş. "Aslında bizler bir anlamda ve hatırı sayılır şekilde gördüğünü zanneden körler miyiz?" sormadan edemiyor insan. 


Roman 17 farklı bölümden oluşmuştur. Kitap, İlk körün ışıklarda beklerken ansızın kör olmasıyla başlıyor. 

Kitabı okuyan herkes belki ki kısa süreliğine de olsa gözlerini kapatıp körlüğü sorguluyor. 


Kitabın asıl olayı aslında biz insanlara kendimizi sorgulatmakta yatıyor. Kahramanların isimsiz olması kitabın ayrı bir özelliği. İsimler tamlamalarla verilmiş. İlk kör olan adam, ilk kör olan adamın karısı, ilk kör adamın arabasını çalan adam, ilk kör adamın gittiği doktor, tek gözü bantlı adam, doktorun karısı şeklinde uzayıp giden isimler kitabın kelime sayısını oldukça arttırmış.
Keyifli okumalar...

18 Ocak 2025 Cumartesi

Ejderhanın Gözleri

Uzun süredir kitap okuyamadığınızdan yakınıyorsanız işte size elinizden bırakamayacağınız bir fantastik roman. Stephen King'in kızı Naomi okusun diye yazdığı düşünülen kitap masalsı anlatımıyla dikkat çekiyor. Çok sürükleyici bu kitap okuma alışkanlığınızı canlandırmanız için iyi bir seçim olabilir. Yaklaşık 6 saatte okunabilecek kitapta yazarın bazı sembolleri sizi düşündürebilir. Bebek evini kızından etkilenerek seçmiş midir?  Kim bilir, belki... Ayrıca iyilikle kötülüğün mücadelesi sürerken peçetelerden çekilen birkaç tel iple nasıl bir serüven yaşandığını görmek ilginç olabilir. Hani eskiden sevgililerin içinde resimlerini taşıdıkları kalpli kolyeler vardır. İşte kitapta karşılaşacağınız bu kolyenin işlevselliğini okuduğunuzda toplu iğne varken neden böyle yazdı diye soramadan edemeyeceğiniz anlar olabilir. Büyücü Flagg ise oldukça etkileyici bir karakter olarak sizi bu kadarı da fazla demeye itebilir. Okuduğum her kitabın bir masasını sizler için hazırlayacağım. Ejderhanın Gözleri kitabının masası sizi bekliyor.  Keyifli okumalar...

 



10 Mart 2021 Çarşamba

Kuyucaklı Yusuf

 Kaymakam tarafından evlatlık olarak alınan Yusuf, ona babalık yapan kaymakamın kızı Muazzez ile birlikte büyür. Kuyucaklı Yusuf eseri, köy ve kasabalarda yaşanan dramları, köylü ve devlet yöneticilerini, kasabalı zenginler ile yoksullar arasındaki çatışmaları anlatır. Kitapta zenginlerin, ağaların, yönetenlerin ve güç sahiplerinin halkı ezen, küçük düşüren onları hiçe sayan tutumları dile getirilmiştir. Muazzez'e karşı duygular besleyen Yusuf’un Muazzez’i korumak için yaptıkları akıcı bir dille anlatılmıştır. İyi okumalar…

Uçurtma Avcısı

Uçurtma Avcısı; değerleri, insanlar arası ilişkileri, mücadeleleri, savaşı, şiddeti ve bunların çocuklar üzerinde etkisini anlatmaktadır. Kitapta şiddet ve korkunun bir ülkeyi geçmişten geleceğe nasıl değiştirebileceği çarpıcı bir şekilde işlenmiş. Yazar Khaled Hosseini ülkesi Afganistan’ın savaş öncesi ve savaş sonrası yaşamını anlatırken sık sık ironilere başvurmuştur. Çok akıcı bir anlatımı var. Keyifli okumalar...

Şeker Portakalı

 

Şeker Portakalı bir çocuk kitabı olarak bilinse de hepimizin yüreğine dokunan, içimizdeki çocuğa seslenen bir eserdir. Brezilyalı ünlü yazar Jos Mauro de Vasconcelos, esrinde  5 yaşındaki Zeze isimli bir çocuğun acı hikayesini anlatır. Yoksul bir ailenin çocuklarından biri olan Zeze,  yaşıtlarına göre zeki ve hayal gücü çok gelişmiş bir çocuktur. Zeze’nin en iyi arkadaşı bir şeker portakalı fidanıdır. Zeze onunla konuşur ve tüm gün yaptıklarını ona anlatır. Zeze  Portekizli’yi babası gibi görür. Çok yaramaz olan Zeze, yine yaptığı bir yaramazlık  sonucu ablasından ve babasından çok kötü dayak yer. Bunun üzerine intihar etme kararı alır. Portekizli onu bu kararından vazgeçirir.  Portekizli’nin talihsiz ölümü   Zeze’yi yaşamdan koparır. Kendi içinde bir büyüme ve olgunlaşma süreci yaşar. Kitap, sevgisiz yetişen çocuğun hayat karşısında nasıl çaresiz kaldığını, yanlışlara düştüğünü ustaca anlatır. Oldukça akıcı ve sade bir dille yazılmış Şeker Portakalı’nı bir solukta okuyacaksınız. Keyifli okumalar…

Köpek Kalbi

 1930’a doğru yapıtlarının yayınlanması fiilen yasaklanan Bulgakov, bu eserinde Bolşevik Devrimi'nin yarattığı toplumsal yaşamı hicvederken, değişimin zorluğunu, toplumsal bozulma kavramını, yeni bir insan yaratma idealini, iyi ve kötü olmanın anlamını, teatral bir anlatım ve çarpıcı bir bilim kurguyla ortaya koymuş. Rus Devrimi'nin, işçi sınıfında yarattığı değişimin kendi sahip oldukları üzerine etkisinden dolayı oldukça bu durumu yerden yere vuran anlatımlara başvurmuş. Devrimin arka planına vurgular yaparken köpekteki değişimi mizahi bir şekilde kurgulamış. Beğeneceğinizi düşünerekten iyi okumalar diliyorum.

Nohut Oda

 Melisa Kesmez'in 2019 Sait Faik Abasıyanık Hikaye Armağanı aldığı beş öyküden oluşan ''Nohut Oda'' kitabı eski bir sözü ''Nohut Oda, Bakla Sofayı'' hatırlattı bana. İlk öykü ayrılık üzerine yazılmış. Gidenlerden sonra kalanların, yaşadıklarının ve anılarının ağırlığı ile biraz depresif bir şekilde olmakla birlikte mekansal kurguların çok fazla anlatımı boğduğunu düşündüm. Kurgular iyi ancak kurgusal mekanların üzerindeki anlatımın yoğunluğu, olay örgüsünde bir soğukluğa neden olmuş, olaylar ikincil duruma düşmüş sanki. İkinci öyküdeki mekan anlatımları sanki bir eskici dükkanından bir fotoğrafa bakılmışta yazılmış gibiydi. Diğer öykülerde ise anne ve baba kayıpları, özlemleri, kırgınlıkları yine depresif bir anlatımla verilmiş. Biraz hüzün, bazen özgürlük, yerine koyma vb. duygular... İyi okumalar...

Yaban

 Yaban romanı, I. Dünya Savaşı’nda bir kolunu kaybeden bir subayın, emir erinin ısrarıyla gelmiş olduğu Porsuk çayı yakınlarında bir Anadolu köyünde yaşadığı bazı çelişkileri konu edinmiştir. Bu eser, Anadolu insanı ile İstanbul’da yaşayan insanlar arasındaki farkı, sahip oldukları değerler açısından ortaya koymuştur. Ahmet Celâl Anadolu’nun yüzyıllardır ihmal edilmiş olmasına karşı isyan ederken, aydın sorumluluğunu da sık sık sorguluyor. Köylüler Ahmet Celâl'e bir yaban gözüyle bakmaktadır. Roman, konusu, olay kurgusu ve olayları okuyucuya anlatış şekli ile yazıldığı dönemdeki tüm acı gerçekleri özümseyerek ortaya koyuyor. Keyifli okumalar...

Handan

 Romanın başkarakteri Handan, iyi eğitimli, erkeklerle eşit biçimde hareket eden ve onlarla entelektüel tartışmalara katılabilen, bu özelliklerinden dolayı erkekler tarafından yadırganmaktadır. Romanda Batılılaşmış erkek, Batılılaşmış kadını kabullenememektedir. Roman, İngiliz terbiyesiyle yetişmiş, yanı sıra Arapça, müzik ve din eğitimi de almış olan Handan’ın zevk ve eğlenceye düşkün Hüsnü Paşa ile yaptığı mutsuz evlilik ve Refik Cemal ile arasında gelişen yasak aşkı

konu alır. Handan romanında kadının Batılılaşması meselesini, gelenekçi toplumun henüz aşamaması, Halide Edip Adıvar tarafından tuhaf ve kabul edilemez olarak görülmektedir. Keyifli okumalar...

13 Şubat 2015 Cuma

İnsan Okudukça...

Okudukça anlar  insan, insan olmanın değerini,
Okudukça hiçliğe doğru bir yolculuğa çıkar sanki,
Yelkenlerin her biri bir kitap olur,
Rüzgarındır kitap,
Deryaya yol almaya çalıştıkça,
Daha çok, daha çok okumak istersin,
Kitap, Sireneler gibi şarkı söyleyip çağırır seni her defasında,
Kimine kanar kimine kanmazsın.
Dokunmadığında eksikliğini hissetmiyorsan,
Hele de bardağındaki suya baktığın gibi bakamıyorsan ona,
Bırak okuma.