Portekizli yazar, şair, oyun yazarı ve gazeteci, José Saramago'nun Körlük romanı onun en önemli eserlerinden biridir. Bu alegorik roman altı saatte okunabilir. Ancak karakterlerin isimsiz olup sıfatlarla yazılması ağır bir tempoda ilerlediğini düşündürebilir. Tanıtılmayan karakterlerin günün birinde ansızın "beyaz felaket" salgınına yakalanarak kör olmalarını konu eden bu kitapta tüm dünya kör olmuşken nedeni bilinmeyen bir şekilde görebilen bir kadın karakterin gözüyle görmüş oluyoruz.
İnsanların hayatın olağan akışında teker teker görememesiyle başlayan bu hikaye, zamanla tüm toplumu esir alan bir “Körlük” salgınına dönüşüyor. Devlet salgına yakalanan "hastaları" bir akıl hastanesinde karantinaya alarak bu salgını önlemeye çalışıyor. Salgın dalga dalga tüm ülkeye yayıldıkça karantinaya alınanların sayısı artıyor ve toplumda kaos ortamı başlıyor. Romanda toplumsal sorunlar, salgın üzerinden ele alınırken bu sorunlar eserle birlikte gün yüzüne çıkıyor. Karantina sürecindeki insanların yaşadıkları ve zaman kavramının yok oluşu oldukça çarpıcı. Toplumun duyarsızlığını, bir salgın üzerinden ele alarak bürokrasi, militarizm, ahlaki çöküş, kaos ve böyle durumlarda ortaya çıkan çetelerle karantinadaki insanların açlıkla imtihanı ve ahlaki değerlerde erozyon çarpıcı şekilde verilmiş. "Aslında bizler bir anlamda ve hatırı sayılır şekilde gördüğünü zanneden körler miyiz?" sormadan edemiyor insan.
Roman 17 farklı
bölümden oluşmuştur. Kitap,
Kitabı okuyan herkes belki ki kısa süreliğine de olsa gözlerini kapatıp körlüğü sorguluyor.
Kitabın asıl olayı aslında biz insanlara kendimizi sorgulatmakta yatıyor. Kahramanların isimsiz olması kitabın ayrı bir özelliği. İsimler tamlamalarla verilmiş. İlk kör olan adam, ilk kör olan adamın karısı, ilk kör adamın arabasını çalan adam, ilk kör adamın gittiği doktor, tek gözü bantlı adam, doktorun karısı şeklinde uzayıp giden isimler kitabın kelime sayısını oldukça arttırmış.Keyifli okumalar...




