9 Nisan 2025 Çarşamba
Görünmez Kentler-İtalo Calvino
18 Mart 2025 Salı
Yazar Ömür İklim Demirle Muhtelif Evhamlar, Kum Tefrikaları ve Mutedil D...
25 Şubat 2025 Salı
LİN GELİNCE DÜN BUGÜN OLDU
Yirmi bir yaşına kadar yaşadığı hayatı, günlüğünü, şiirlerini, bir veda bile etmeden ayrıldığı ailesini ve hepsinden önemlisi bir halka olan aidiyetini geride bırakmıştır. Artık yurtsuz ve dilsizdir. Birinci tekil şahıs anlatımıyla tekinsiz bir Sandor karakteri çizmiştir. Ben hep düşünmüşümdür acaba bu isim hangi Sandor olabilir diye. Macar ulusal şairi Sandor Petöfi mi yoksa Sandor Marai midir? Her ikisi de ihtimal dahilinde benim için. Yazarla karşılaşma fırsatım olmayacağından bunu sormam artık imkansız. Nemzeti Dal şiirinin yazan devrimci bir şair Petöfi. Yanılmıyorsam Sandor Marai 1986 gibi intihar etmiştir. Dün kitabı yazılmadan önce...Yazarın eserlerinde aklın, mantığın, kontrol ve denetiminden özgürleşme, serbest çağrışım, otomatik yazı, bilinçaltı ve rüya, çocukluğa dönüş, mutlak özgürlük ve öznellik, çılgınlık, olağanüstüye yöneliş gibi sürrealist esintileri gördüğümüz için Fransız şair Francis Ponge’yi ve George Bataille’yi anmadan geçmeyelim.
Nobokov’un Soluk Ateş’indeki gibi kitapta bir görünen konu (Tobias’ın kabus ve sanrılarla anlattığı), bir de gerçek konu (Line ile olanlar ya da Vera’nın eniştesine aşık olması) var. Sır hep sır kalır.
Lin yokken- o kusursuz kadın imgesi- zaman dündü. Lin gelince dün bugün oldu. Gelen gidince Caroline oldu. Yarın ise Yolande ve çocuklardır belki de..
20 Ocak 2025 Pazartesi
Körlük
Portekizli yazar, şair, oyun yazarı ve gazeteci, José Saramago'nun Körlük romanı onun en önemli eserlerinden biridir. Bu alegorik roman altı saatte okunabilir. Ancak karakterlerin isimsiz olup sıfatlarla yazılması ağır bir tempoda ilerlediğini düşündürebilir. Tanıtılmayan karakterlerin günün birinde ansızın "beyaz felaket" salgınına yakalanarak kör olmalarını konu eden bu kitapta tüm dünya kör olmuşken nedeni bilinmeyen bir şekilde görebilen bir kadın karakterin gözüyle görmüş oluyoruz.
İnsanların hayatın olağan akışında teker teker görememesiyle başlayan bu hikaye, zamanla tüm toplumu esir alan bir “Körlük” salgınına dönüşüyor. Devlet salgına yakalanan "hastaları" bir akıl hastanesinde karantinaya alarak bu salgını önlemeye çalışıyor. Salgın dalga dalga tüm ülkeye yayıldıkça karantinaya alınanların sayısı artıyor ve toplumda kaos ortamı başlıyor. Romanda toplumsal sorunlar, salgın üzerinden ele alınırken bu sorunlar eserle birlikte gün yüzüne çıkıyor. Karantina sürecindeki insanların yaşadıkları ve zaman kavramının yok oluşu oldukça çarpıcı. Toplumun duyarsızlığını, bir salgın üzerinden ele alarak bürokrasi, militarizm, ahlaki çöküş, kaos ve böyle durumlarda ortaya çıkan çetelerle karantinadaki insanların açlıkla imtihanı ve ahlaki değerlerde erozyon çarpıcı şekilde verilmiş. "Aslında bizler bir anlamda ve hatırı sayılır şekilde gördüğünü zanneden körler miyiz?" sormadan edemiyor insan.
Roman 17 farklı
bölümden oluşmuştur. Kitap,
Kitabı okuyan herkes belki ki kısa süreliğine de olsa gözlerini kapatıp körlüğü sorguluyor.
Kitabın asıl olayı aslında biz insanlara kendimizi sorgulatmakta yatıyor. Kahramanların isimsiz olması kitabın ayrı bir özelliği. İsimler tamlamalarla verilmiş. İlk kör olan adam, ilk kör olan adamın karısı, ilk kör adamın arabasını çalan adam, ilk kör adamın gittiği doktor, tek gözü bantlı adam, doktorun karısı şeklinde uzayıp giden isimler kitabın kelime sayısını oldukça arttırmış.Keyifli okumalar...
.png)





