9 Nisan 2025 Çarşamba

Görünmez Kentler-İtalo Calvino


 Postmodern anlatının güzel bir örneği olan İtalo Calvino'nun Görünmez Kentler'ini konuştuk. Görünmez Kentler bildik kentler değil, kurmaca kentler. Ütopik gezgin Marco Polo'nun Kubilay Han'a anlattığı kentler tarihi üst kurmacayı oluşturmuş. Herbiri bir kadın adını taşıyan elli beş kentten söz edilmiş. Görünmez Kentler, yaşanmaz hale gelmiş kentlerin kalbinden doğmuş bir rüya gibi Kitap mutsuz kentlerin içine gizlenmiş, sürekli biçin değiştiren ve yitip giden kentler imgesi üzerine açılıp kapanmakta. Okuyucu bir labirentte ilerlerken sanki kentin tamamını oluşturmak için bir yapbozun parçasını arıyor olacak..

25 Şubat 2025 Salı

LİN GELİNCE DÜN BUGÜN OLDU

Dün romanı bir şiirle başlıyor. Yazar daha girişte çocukluğuna ve geçmişe duyduğunu özlemini yansıtan bu dizelerle okuyucuyu karşılıyor. Agoto Kristof'un en otobiyografik eserim dediği romanı genellikle insan ruhunun derinliklerine inen temalarla doludur. "Sır ve aşk" teması, eserlerinde karakterlerin gizli arzularını ve karmaşık ilişkilerini keşfederken, okuyucuyu insan doğasının karanlık köşelerine götürür. Göç, dil ve aidiyet konuları ise Kristof'un kendi hayatından izler taşır; zira kendisi Macaristan'dan İsviçre'ye göç etmiş ve bu süreçte anadilinden koparak yeni bir dilde yazmayı öğrenmiştir. Bu durum, eserlerinde yabancılaşma ve kimlik arayışı temalarını güçlü bir şekilde işler. Özgürlük ve güç ise, Kristof'un karakterlerinin sıkça karşılaştığı ahlaki ve kişisel mücadeleler aracılığıyla işlenir. Onun yazıları, okuyuculara özgürlüğün ve gücün karmaşıklığını sorgulama fırsatı sunar, bireyin içsel çatışmalarını derin bir şekilde ele alır.
Yazar çocukken Dosteyevski'nin kitaplarını çok sevdiğini söylemiştir. Bu sevginin izini Üçleme kitabında ikizlerin tıpkı Karamazov Kardeşler romanındaki Smerdyakov gibi kediyi asmalarında görebiliriz. Margeret Duras ile birlikte anılmak istemeyen Kristof, Knut Hamsun’ı sevdiğini söylemiştir. Thomas Bernhard, Beckett ve Kafka ile karşılaştırılmıştır. Bir röportajında Bernard’ı sevdiğini belirtmiştir.
Kristof eşi ve çocuğuyla birlikte Avusturya’ya kaçmışlardır. 27 Kasım 1956 tarihinde sınırı geçtiklerinde ülkemizde yayımlanan Dünya gazetesinin manşetinde  “Budapeşte’de Kıtlık,Yağma ve Dehşet Var” yazılmış.

Yirmi bir yaşına kadar yaşadığı hayatı, günlüğünü, şiirlerini, bir veda bile etmeden ayrıldığı ailesini ve hepsinden önemlisi bir halka olan aidiyetini geride bırakmıştır. Artık yurtsuz ve dilsizdir. Birinci tekil şahıs anlatımıyla tekinsiz bir Sandor karakteri çizmiştir. Ben hep düşünmüşümdür acaba bu isim hangi Sandor olabilir diye. Macar ulusal şairi Sandor Petöfi mi yoksa Sandor Marai midir? Her ikisi de ihtimal dahilinde benim için. Yazarla karşılaşma fırsatım olmayacağından bunu sormam artık imkansız. Nemzeti Dal şiirinin yazan devrimci bir şair Petöfi. Yanılmıyorsam Sandor Marai 1986 gibi intihar etmiştir. Dün kitabı yazılmadan önce...Yazarın eserlerinde aklın, mantığın, kontrol ve denetiminden özgürleşme, serbest çağrışım, otomatik yazı, bilinçaltı ve rüya, çocukluğa dönüş, mutlak özgürlük ve öznellik, çılgınlık, olağanüstüye yöneliş gibi sürrealist esintileri gördüğümüz için Fransız şair Francis Ponge’yi ve George Bataille’yi anmadan geçmeyelim.

Nobokov’un Soluk Ateş’indeki gibi kitapta bir görünen konu (Tobias’ın kabus ve sanrılarla anlattığı), bir de gerçek konu (Line ile olanlar ya da Vera’nın eniştesine aşık olması) var. Sır hep sır kalır.

Lin yokken- o kusursuz kadın imgesi- zaman dündü. Lin gelince dün bugün oldu. Gelen gidince Caroline oldu. Yarın ise Yolande ve çocuklardır belki de..



20 Ocak 2025 Pazartesi

Körlük

Portekizli yazar, şair, oyun yazarı ve gazeteci, José Saramago'nun Körlük romanı onun en önemli eserlerinden biridir. Bu alegorik roman altı saatte okunabilir. Ancak karakterlerin isimsiz olup sıfatlarla yazılması ağır bir tempoda ilerlediğini düşündürebilir. Tanıtılmayan karakterlerin günün birinde ansızın "beyaz felaket" salgınına yakalanarak kör olmalarını konu eden bu kitapta tüm dünya kör olmuşken nedeni bilinmeyen bir şekilde görebilen bir kadın karakterin gözüyle görmüş oluyoruz.

 İnsanların hayatın olağan akışında teker teker görememesiyle başlayan bu hikaye, zamanla tüm toplumu esir alan bir “Körlük” salgınına dönüşüyor. Devlet salgına yakalanan "hastaları" bir akıl hastanesinde karantinaya alarak bu salgını önlemeye çalışıyor. Salgın dalga dalga tüm ülkeye yayıldıkça karantinaya alınanların sayısı artıyor ve  toplumda kaos ortamı başlıyorRomanda toplumsal sorunlar, salgın üzerinden ele alınırken bu sorunlar eserle birlikte gün yüzüne çıkıyor. Karantina sürecindeki insanların yaşadıkları ve zaman kavramının yok oluşu oldukça çarpıcı. Toplumun  duyarsızlığını, bir salgın üzerinden ele alarak bürokrasi, militarizm, ahlaki çöküş, kaos ve böyle durumlarda ortaya çıkan çetelerle karantinadaki insanların açlıkla imtihanı ve ahlaki değerlerde erozyon çarpıcı şekilde verilmiş. "Aslında bizler bir anlamda ve hatırı sayılır şekilde gördüğünü zanneden körler miyiz?" sormadan edemiyor insan. 


Roman 17 farklı bölümden oluşmuştur. Kitap, İlk körün ışıklarda beklerken ansızın kör olmasıyla başlıyor. 

Kitabı okuyan herkes belki ki kısa süreliğine de olsa gözlerini kapatıp körlüğü sorguluyor. 


Kitabın asıl olayı aslında biz insanlara kendimizi sorgulatmakta yatıyor. Kahramanların isimsiz olması kitabın ayrı bir özelliği. İsimler tamlamalarla verilmiş. İlk kör olan adam, ilk kör olan adamın karısı, ilk kör adamın arabasını çalan adam, ilk kör adamın gittiği doktor, tek gözü bantlı adam, doktorun karısı şeklinde uzayıp giden isimler kitabın kelime sayısını oldukça arttırmış.
Keyifli okumalar...

18 Ocak 2025 Cumartesi

Ejderhanın Gözleri

Uzun süredir kitap okuyamadığınızdan yakınıyorsanız işte size elinizden bırakamayacağınız bir fantastik roman. Stephen King'in kızı Naomi okusun diye yazdığı düşünülen kitap masalsı anlatımıyla dikkat çekiyor. Çok sürükleyici bu kitap okuma alışkanlığınızı canlandırmanız için iyi bir seçim olabilir. Yaklaşık 6 saatte okunabilecek kitapta yazarın bazı sembolleri sizi düşündürebilir. Bebek evini kızından etkilenerek seçmiş midir?  Kim bilir, belki... Ayrıca iyilikle kötülüğün mücadelesi sürerken peçetelerden çekilen birkaç tel iple nasıl bir serüven yaşandığını görmek ilginç olabilir. Hani eskiden sevgililerin içinde resimlerini taşıdıkları kalpli kolyeler vardır. İşte kitapta karşılaşacağınız bu kolyenin işlevselliğini okuduğunuzda toplu iğne varken neden böyle yazdı diye soramadan edemeyeceğiniz anlar olabilir. Büyücü Flagg ise oldukça etkileyici bir karakter olarak sizi bu kadarı da fazla demeye itebilir. Okuduğum her kitabın bir masasını sizler için hazırlayacağım. Ejderhanın Gözleri kitabının masası sizi bekliyor.  Keyifli okumalar...